Ph.D. HB Paksoy, Yusuf Oktay Solak, Compiler
2014
Dünya üzerindeki düşünce türleri genellikle üç'tür: 1) çevredeki insanları tartışmak; 2) uzak-yakındaki olayları incelemek; 3) düşünceleri eleştirmek. Dedi-kodu yapmak, duyduğuna bin katarak düşünmeden konuşmak, insanları tartışmak, eleştirmektir. Olaylar üzerine ileri sürülenler ise, insan topluluklarına, bir tek insan tarafından yapılan yorumlardır. Ancak, düşünceleri eleştirmek, o düşüncelerin ardındakini görmeyi gerektirir. Yalnız dedi-kodu ile yapılabilecek bir iş değildir. Düşüncelerin vuruşması, top ile savut arasındaki yarışmayı andırır. Barutun Çinden dünyaya yayılması ile toplar yapıldı ve taştan yapılmış korunaklı-savutlu duvarları yer ile bir etmek için kullanıldı. Karşılığında, savut yapıcılar, ördükleri taş duvarları çelik ile desteklediler. Topçular bu savutları yıkamadıklarında, daha etkin toplar yaptılar; namlu içine yiv yerleştirip hem güllenin gittiği uzaklığı arttırdılar hem de güllenin varacağı yeri daha yakından belirleyebildiler. Bu dönüşüm bu gün de sürüp gidiyor. Namlulu top yerine ıslıklı ok; savut da çelik yerine karmaşık bileşiklerden yapılıyor. Düşünceler ise kafa gücü ile işe başlar. Bir kafanın "güreş tutabilmesi" için de, gövdenin güreş tutabilmesi yoğunluğunda eğitimi gereklidir. Üniversitenin görevi de, bu eğitimi ve düşünceleri birleştirebilme yeteneğini bireylere aktarabilmektir. Düşünceler rahat giyilebilen bir terlik gibi, düşünmeden de kullanılabilir, giyilebilir. Dahası da, eskidikleri bile göze çarpmayabilir. Bu durumda, düşünceleri sorgulanmasını, yazılmasını önleyenler de, eski terlikler ile birlikte çöpe atılabilirler. Düşünceleri, gerçekleri saklayacak düzene koymak için, uygulayıcının düşünce yeteneğinin gelişmiş olması gerekir. Örneğin, bağımsızlık düşüncesini, bir başka topluma bağımlı duruma getirmek için, bir düşünür işbaşı yapabilir. Bağımlı duruma getirilmek istenen toplumun, kendi isteği ile bu sonuca vardığı yazılıp-ileri sürülebilir.
Read this work at the World Public Library (library card needed).